Hukuk, yalnızca kanun metinlerinden ibaret kuru bir kurallar bütünü değil; aynı zamanda toplumun vicdanını rahatlatan, hakkaniyeti gözeten ve her bir bireyin mülkiyet hakkını güvence altına alan canlı bir mekanizmadır. Avukatlık mesleği ise bu mekanizmanın en temel yapı taşı olarak, adaletin yalnızca kağıt üzerinde kalmamasını sağlama ve kamu vicdanında oluşan yaraları sarma ülküsü üzerine inşa edilmiştir. Adalet tesisi, sadece bir uyuşmazlığı çözmek değil, aynı zamanda güven duygusunu yeniden inşa etmek ve hukuk devleti ilkesini her koşulda ayakta tutmaktır.
2016 yılı ve sonrasında yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile görevlerinden ihraç edilen binlerce vatandaşımızın yaşadığı süreç, hukuk devleti ilkesinin en hassas sınavlarından biri haline gelmiştir. Bu süreçte yaşanan hak kayıpları, sadece bireylerin profesyonel hayatlarını değil, yıllarca verilen emeğin yasal karşılığı olan özlük haklarını da derinden sarsmıştır. Bizler, adaleti tesis etme görevimizin bir gereği olarak, bu mağduriyetlerin giderilmesini yalnızca hukuki bir zorunluluk değil, toplumsal barışın tesisi için asli bir sorumluluk olarak görüyoruz.
KHK Sonrası Emeklilik Hakları ve Mülkiyet Hakkının Korunması
KHK ile kamu görevinden çıkarıldıktan sonra emeklilik hakkını kazanan vatandaşlarımızın karşılaştığı engeller, mülkiyet hakkının özüne dokunmaktadır. İster doğrudan emeklilik yoluyla olsun, isterse eksik prim günlerini sigortalı çalışarak tamamlayıp hizmet birleştirmesi yaparak emekliliğe ayrılanlar olsun, bu vatandaşlarımızın emekli yolluk tazminatı ve emeklilik ikramiyesi gibi yasal alacaklarının reddedilmesi, kamu vicdanında telafisi güç yaralar açmaktadır. İdarelerin, personelin çalışma dönemindeki emeğini ve devlete verdiği hizmeti yok sayan bu tutumu, mülkiyet hakkının ihlali niteliğindedir.
Yüksek yargı mercileri, güncel yasal çerçeve doğrultusunda bu ödemelerin yalnızca birer idari prosedür değil, verilen yılların karşılığı olan bir “hizmet ödülü” ve anayasal mülkiyet hakkının bir parçası olduğunu vurgulamaktadır. Yerel mahkemeler ve Danıştay tarafından istikrarlı bir şekilde verilen kararlar, görevden ayrılış şekli ne olursa olsun, emeklilik hakkını kazanan her vatandaşın kanunen öngörülen tazminat göstergelerinden yararlanması gerektiğini teyit etmektedir. Bu hukuki koruma uyarınca, hak edilen meblağların doğru bir başvuru süreciyle birlikte yasal faiziyle tahsil edilmesi, adaletin tecellisi açısından mutlak bir zorunluluktur.
Genişleyen Vizyonumuz ve Hak Arama Kararlılığımız
Bizim vizyonumuz, sadece önümüze gelen dosyaları sonuçlandırmakla sınırlı kalmayıp, hukukun ulaştığı en geniş ufuklarda adaleti arayan bir perspektifi kucaklamaktadır. Hukuki süreçleri yalnızca birer dava olarak değil, bireyin onurunu ve toplumsal adaleti koruma mücadelesi olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, mevzuatın dar yorumlanmasına karşı çıkarak, uluslararası hukuk normları ve evrensel adalet ilkeleri ışığında yeni hukuki stratejiler geliştiriyoruz. Görünmeyen mağduriyetleri tespit etmek ve bu mağduriyetlere karşı yenilikçi çözüm yolları üretmek, vizyonumuzun temelini oluşturmaktadır.
Genişleyen vizyonumuz çerçevesinde, hukuki gelişmeleri sadece takip etmekle yetinmiyor, bizzat yargı içtihatlarının gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyoruz. Her bir müvekkilimizin davasını, hukuk sistemindeki bir adaletsizliği giderme fırsatı olarak değerlendiriyor ve bu bilinçle hareket ediyoruz. Adalet arayışındaki kararlılığımız, sadece mevcut kanunlarla sınırlı kalmayıp, “haklı olanın hakkını alması” ilkesi doğrultusunda kamu vicdanını temsil eden bir hukuk pratiği sergilemeyi amaçlamaktadır.
Mağduriyetlerinizin giderilmesi ve haklarınızın profesyonel bir şekilde takibi için bizimle iletişime geçebilirsiniz:
Telefon: 0212 401 42 42
E-posta: hukuk@avdhukuk.com
Adres: Levent Mahallesi, Karanfil Sokak, No: 13 Beşiktaş / İstanbul
